İbadetlerde İhlas

Yazdır PDF

İLİ : BURSA AY YIL : ŞUBAT 2009

TARİH : 06.02.2009 (1.HAFTA)

                                                           بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ

            (Zümer: 39/ 2)               

                                                    İBADETLERDE İHLÂS

Muhterem Mü’minler!

Saf ve halis olmak, karışık ve şaibeli olmamak anlamındaki ihlâs kelimesi; îman, ibadet, ahlâk gibi bütün dinî görevleri hiçbir menfaat gözetmeksizin ve kimseden iltifat veya mükâfat beklemeksizin sadece Allah rızası için yapmaktır. Bu şekilde özüyle ve sözüyle dosdoğru olan, sırf Allah rızasını düşünerek, ona göre hareket eden güzel ahlâk sahibi mü’minlere de muhlis denilmektedir.

Aziz Müslümanlar!

Kur’an-ı Kerim’de Allahü Teala’nın mutlak birliğine vurgu yaparak başlayan ve Tevhid akidesini özlü bir şekilde anlatan İhlas Sûresi bize Allah’a karşı duruşumuzun ipuçlarını verir. Buna göre Müslüman için samimiyetten ve teslimiyetten başka çare yoktur. Yine Kuran-ı Kerim’in değişik yerlerinde Yüce Rabbimiz en samimi kulları olan peygamberlerinden bahsederken “Muhakkak ki o, bizim ihlâslı kullarımızdandır" ifadesini kullanmaktadır. Çünkü başta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) olmak üzere bütün peygamberlerin ortak özelliklerinden biri de ihlâs üzere hareket etmeleridir. Onlar peygamberlik vazifelerini başkalarının ne dediklerine aldırmadan, inanmayanların saldırılarından yılmadan tamamen Allah’a inanarak ve güvenerek îfa etmişlerdir.

Değerli Müslümanlar!

İnsan için en büyük şeref Yüce Allah’a kul olmaktır. Kulluğun zirvesi dua ve ibadettir. İbadetlerin özü ise onları yalnız Allah rızası için yani ihlâsla îfa etmektir. Namazı egzersizden, orucu aç kalmaktan, zekât ve sadakayı hediye veya promosyondan, haccı turistik amaçlı gezilerden, kurbanı sırf eti için hayvan kesmekten farklı hale getiren işte bu ulvî ruhtur. Yüce Rabbimiz âlemi bizim için, bizi ise kendisine kulluk edelim diye yaratmıştır. Bu esnada yaptığımız her şey faydası ve zararı ile bize geri dönecektir. Bu dönüşümün bizim içim azamî kârlı veyahut zararlı oluşu ibadetlerimizdeki ihlâsa ve davranışlarımızdaki ihsâna bağlıdır.

Müslümanlar olarak hiçbir zaman bütün davranışlarımızın, sözlerimizin ve kalbimizden geçen her türlü duygu ve düşüncenin Cenab-ı Hakkın bilgisi dâhilinde olduğunu unutmamalıyız. Bunun doğal bir sonucu olarak da inandığımız ve uygulamasını Peygamber Efendimizden öğrendiğimiz değerleri şeytanî süslemelerle kıymetsizleştirmeden, kınayanların kınamasına aldırmadan ve hiçbir dünyevî menfaat gözetmeden samimiyetle yaşamalıyız. Nitekim hutbemizin başında okuduğumuz Ayet-i Kerimede Rabbimiz Hz. Peygamber’in şahsında biz Müslümanlara şöyle buyurmaktadır: “Resulüm! Şüphesiz ki kitabı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini sadece kendisine has kılarak Allah’a ibadet et.”[1] Peygamber Efendimiz de Şüphesiz ki Allah, kendi rızası gözetilerek yapılan amellerden başkasını kabul etmez[2] buyurmaktadır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Sadece ibadetlerde değil Allah rızası için yaptığımız her türlü meşru işlerimizde ihlâslı davranmamız gerektiği gibi haramlardan korunmak için de ihlâs manevî bir kalkandır. Zira Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Şeytan insanlara günahları süslü gösterir ancak, ihlâslı mü’minleri kandıramaz.”[3] Böylece sabah namazından akşam tekrar yatıncaya kadar bir gün içerisinde yaptığımız her türlü iş ibadet değeri kazanacak ve bize sevap ve mükâfat olarak geri dönecektir. Çünkü biz her ne kadar amellerimizi Allah rızası için yapsak da faydası yine kendimize olacaktır.

 Hutbemizi Bakara Sûresi 139. ayetinin mealiyle bitirelim...“De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduğu halde, O'nun hakkında bizimle tartışmaya mı giriyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O'na ihlâs ile bağlananlarız.”                       

  Hazırlayan    :Yusuf KABAKCI                      

 Unvanı          :Vaiz                   İnegöl/BURSA        



[1] Zümer 39/2

[2] Nesai, Cihad, 24

[3] Hicr 15/40-Sâd 38/83